E-ticarette ürün güvenliği, dijital pazarların gelişimiyle birlikte yalnızca mevzuat uyumu veya denetim kapasitesi meselesi olmaktan çıkarak; strateji, veri, teknoloji ve paydaş iş birliğini aynı çerçevede buluşturan bir dönüşüm alanına dönüşüyor. Bu dönüşümde risk temelli yaklaşım, kurumlar arası veri paylaşımı, çevrim içi ürünlerin izlenmesi ve yapay zekâ destekli araçların kullanımı belirleyici hale geliyor.
Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen E-Ticarette Ürün Güvenliği için Teknik Destek Projesi, Türkiye’nin ürün güvenliği sisteminin dijital pazarların ihtiyaçlarına uyumunu desteklemek amacıyla yasal, kurumsal ve teknolojik bileşenleri birlikte ele alıyor. Proje Takım Lideri Daniela–Elena Clejanu ile projenin ilk yılında oluşturulan temel çalışmaları, Strateji ve Eylem Planı’nı, AB uygulamalarından çıkarılan dersleri ve ikinci yılda uygulamaya taşınacak öncelikleri konuştuk.
Öncelikle, kendinizi ve “E-Ticarette Ürün Güvenliği için Teknik Destek Projesi” kapsamındaki rolünüzü kısaca tanıtabilir misiniz?
Benim adım Daniela–Elena Clejanu. Türkiye’de e-ticarette ürün güvenliği alanında yürütülen bu projenin Takım Lideri olarak görev yapıyorum. Avrupa Birliği teknik düzenlemeleri, kalite altyapısı ve piyasa gözetimi ve denetimi alanlarında 30 yılı aşkın süredir çalışıyorum.
Mesleki yaşamım boyunca hem ulusal kurumlar bünyesinde hem de farklı ülkelerde reform süreçlerini destekleyen çok sayıda AB finansmanlı projede görev alma fırsatı buldum. Aynı zamanda, kendi ülkem Romanya’dan başlayarak AB’ye katılım süreçlerinde de yer aldım. Bu deneyim, bu sistemlerin nasıl geliştiğine ilişkin son derece uygulamaya dönük bir bakış açısı kazanmamı sağladı.
Bu projedeki rolüm; yasal çalışmalardan bilişim sistemine ve kurumsal boyuta kadar tüm bileşenlerin birbiriyle uyumlu şekilde ilerlemesini sağlamak. Ticaret Bakanlığı, ilgili tüm yetkili kuruluşlar ve uzman ekibimizle yakın iş birliği içinde çalışıyorum.
Benim için en önemli husus, ortaya koyduğumuz çıktıların yalnızca teorik düzeyde kalmaması; uygulamada gerçekten işleyen ve Türkiye’nin dijital piyasalarda ürün güvenliği alanındaki gerçek ihtiyaçlarına yanıt veren bir yapıya dönüşmesidir.
Projeyi kısaca anlatabilir misiniz? Özellikle projenin temel hedefleri nelerdir?
Bu proje, temel bir gerçeklikten hareketle ortaya çıkmıştır: E-ticaret çok hızlı büyümekte ve piyasadaki ürünlerin denetlenmesine yönelik geleneksel yöntemler artık yeterince etkili olmamaktadır. Bu nedenle projenin temel amacı, Türkiye’nin ürün güvenliği sisteminin bu yeni ortama uyum sağlamasına destek olmaktır. Başlangıçtan itibaren yürüttüğümüz analizler, Türkiye’nin hâlihazırda güçlü bir sisteme sahip olduğunu; ancak bu sistemin mevcut piyasa gerçeklerine daha uyumlu ve daha bağlantılı hale gelmesi gerektiğini göstermiştir.
Proje, eş zamanlı olarak birkaç düzeyde çalışma yürütmektedir: yasal çerçevenin güncellenmesi, yetkili kuruluşlar arasındaki koordinasyonun geliştirilmesi ve piyasa gözetimi ve denetimi (PGD) kuruluşları tarafından çevrim içi satışa sunulan ürünlerin etkin biçimde izlenmesinde kullanılacak dijital bir sistemin geliştirilmesi.
Ayrıca AB’deki gelişmeleri, özellikle Genel Ürün Güvenliği Tüzüğü ve Dijital Hizmetler Yasası gibi yeni düzenlemeleri de yakından takip ediyoruz. Nihayetinde amaç, tüketicileri korumak; aynı zamanda sistemin etkin, verimli ve geleceğin ihtiyaçlarına yanıt verebilecek nitelikte olmasını sağlamaktır.
Projenin bugüne kadar kaydettiği ilerlemeye bakıldığında, ilk yıl kapsamında hangi çalışmalar gerçekleştirilmiştir?
İlk yıl, esas olarak sistemi anlamaya, gelecekteki çalışmalarımız için sağlam bir temel oluşturmaya ve net bir yön belirlemeye odaklandı. Türkiye’de ürün güvenliği sisteminin, özellikle e-ticaret bağlamında hâlihazırda nasıl işlediğine ilişkin ayrıntılı bir analiz gerçekleştirdik. Bu çalışma, temel zorluk alanlarını belirlememize yardımcı oldu. Bu analizlere dayanarak, yararlanıcı kurum olan Ticaret Bakanlığının Strateji ve Eylem Planı’nı hazırlamasına destek verdik. Bu belge, bugün tüm proje için yol haritamızı oluşturmakta ve proje süresinin ötesinde de izlenecek yönü tanımlamaya devam etmektedir.
Aynı zamanda, yalnızca analiz ve doküman hazırlama düzeyinde kalmadık; projenin kilit bileşenlerinden biri olan dijital araç üzerinde de çalışmaya başladık. Paydaşlarla istişare toplantıları düzenledik ve uygulamada sistemlerin nasıl işlediğini görmek, izlenebilecek modelleri ve kaçınılması gereken hataları değerlendirmek amacıyla AB ülkelerine çalışma ziyaretleri gerçekleştirdik. Bence burada önemli olan, analiz aşamasından somut adımlara oldukça hızlı geçebilmiş olmamızdır. Bu sayede artık uygulamaya odaklanmak için güçlü bir noktadayız.
Mevcut durum raporunun hazırlanmasının ardından, Türkiye ile Avrupa Birliği’nin ürün güvenliği sistemleri arasında bir fark veya boşluk olup olmadığını kısaca özetleyebilir misiniz?
Türkiye’nin kesinlikle sıfırdan başlamadığını söyleyebilirim. Ürün güvenliği söz konusu olduğunda hâlihazırda güçlü bir temel bulunmaktadır. Buradaki temel farklılık daha çok dijital boyuttan kaynaklanmaktadır.
AB’de piyasa gözetimi ve denetimi, kullanılan yazılımlar henüz başlangıç aşamasında olsa da dijital araçlardan, otomatik sistemlerden ve ortak veri tabanlarından yararlanmaya başlamıştır. Daha ileri düzeyde olan husus ise özellikle son dönemdeki mevzuatla birlikte çevrim içi platformlara yönelik kuralların daha açık hale gelmiş olmasıdır.
Türkiye’de sistem geleneksel piyasalar açısından iyi işlemektedir; ancak e-ticaret bazı uyarlamalar gerektiren yeni zorlukları beraberinde getirmektedir. Örneğin, binlerce çevrim içi ürün ilanının nasıl izleneceği veya kurumlar arasında veri paylaşımının nasıl daha etkin hale getirileceği bu alanın önemli başlıkları arasındadır.
Diğer ülkelerdeki deneyimlerime dayanarak, bu tür bir farkın oldukça normal olduğunu ve adım adım giderilebileceğini söyleyebilirim. Bu projenin yapmaya çalıştığı da tam olarak budur. Projemiz kapsamında geliştirilen yazılım çözümü tamamlandığında, AB’de hâlihazırda kullanılan sistemlerden daha ileri bir yapıya sahip olabilir ve Türkiye’yi bu alanda öncü bir konuma taşıyabilir.
Proje kapsamında bir Strateji ve Eylem Planı Raporu hazırladınız. Bu raporda öne çıkan başlıca bulgular nelerdi ve projenin ikinci yılında hangi alanlara odaklanmayı planlıyorsunuz?
Strateji ve Eylem Planı, projenin omurgasını oluşturmaktadır. Tüm çalışmaları bir araya getirerek kısa, orta ve uzun vadede net öncelikler ortaya koymaktadır. Temel mesajlardan biri, daha risk temelli ve veriye dayalı bir sisteme doğru ilerlenmesi gerektiğidir. Strateji ve Eylem Planı aynı zamanda, yasal değişikliklerin gerekli olmakla birlikte tek başına yeterli olmadığını; bu değişikliklerin tüm aktörler arasında daha güçlü bir koordinasyon ve doğru araçların kullanımıyla birlikte ilerlemesi gerektiğini göstermektedir.
Bir diğer önemli husus, özellikle çevrim içi platformlar ve farklı yetkili kuruluşlar söz konusu olduğunda, kimin hangi sorumluluğu üstlendiğinin netleştirilmesidir. İleriye dönük olarak odağımız, bu yaklaşımı uygulamaya geçirmek olacaktır. Bu da dijital sistemin test edilmesi ve yaygınlaştırılması, yasal güncellemelere destek verilmesi ve tüm paydaşlarla çalışmaya devam edilmesi anlamına gelmektedir.
Önemli boyutlardan biri de e-ticarette ürün güvenliği alanında yer alan tüm tarafların kendi rollerini ve bu alanın PGD kuruluşları, platformlar ve hatta tüketiciler açısından ortak bir sorumluluk olduğunu anlamalarına destek olmaktır. Bu hedefe ulaşılması, eğitim ve farkındalık artırma bakımından kapsamlı bir çaba gerektirmektedir; projemiz de bu çalışmaları üstlenmiştir.
Son olarak, stratejinin sabit bir belge olmadığını vurgulamak isterim. Strateji, süreç ilerledikçe ve yeni zorluklar belirlendikçe sürekli güncellenecek yaşayan bir dokümandır. Bu yönüyle belge, PGD sisteminin gelişimini ve dengeli ilerlemesini güvence altına alan bir yönetim aracı niteliği taşımaktadır.
Teknik Destek Ekibi Takım Lideri olarak, e-ticarette ürün güvenliği alanında kamu ve özel sektör arasındaki etkileşimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu, aslında projenin çok önemli bir parçasıdır. Daha önce de belirttiğim gibi, e-ticarette ürün güvenliği yalnızca kamu otoriteleri tarafından sağlanabilecek bir alan değildir. Platformlar, satıcılar ve tüketiciler dâhil diğer özel sektör aktörleri kilit bir rol oynamaktadır.
Analizlerimiz, iş birliğinin hâlihazırda mevcut olduğunu; ancak bunun geliştirilebileceğini ve daha yapısal hale getirilebileceğini göstermiştir. Bu nedenle kamu ve özel sektör tarafları arasında daha fazla diyalog ve güven ortamı oluşturmayı amaçlıyoruz.
Bu kapsamda istişareler, eğitimler ve farkındalık artırma faaliyetleri yürütülmektedir. Buradaki amaç yalnızca kuralların uygulanmasını sağlamak değil, aynı zamanda en baştan itibaren mevzuata uyumu teşvik etmektir. Deneyimlerime göre, bu tür bir iş birliği iyi işlediğinde tüm sistem çok daha etkili hale gelmektedir. Bizim burada ulaşmak istediğimiz hedef de tam olarak budur.
Son olarak, e-ticarette ürün güvenliğinin geleceğine ilişkin okuyucularla paylaşmak istediğiniz temel mesaj nedir?
İleriye dönük bakıldığında, e-ticarette ürün güvenliği giderek daha fazla teknolojiye bağlı hale gelecektir. Artık her şeyi manuel olarak kontrol etmek mümkün değildir. Bu nedenle veri analizi ve yapay zekâ gibi araçlar daha önemli bir rol üstlenecektir.
Aynı zamanda, özellikle AB’de düzenleyici çerçeve gelişmeye devam etmektedir ve Türkiye gibi ülkeler de bu yönde ilerlemektedir. Ancak teknoloji ve mevzuatın ötesinde, iş birliğinin kilit unsur olduğunu düşünüyorum. Kamu otoriteleri, işletmeler ve hatta tüketicilerin bu süreçte üstleneceği roller bulunmaktadır.
Bu proje, söz konusu farklı unsurların nasıl bir araya getirilebileceğine dair iyi bir örnek sunmaktadır. Hedef, yalnızca modern değil; aynı zamanda uzun vadede güvenilir ve sürdürülebilir bir sistem inşa etmektir.
Mevzuattan Yapay Zekâya: Uygulama Aşamasına Geçiş
Daniela–Elena Clejanu’nun aktardığı çerçeve, projenin yalnızca analiz ve raporlama düzeyinde kalmadığını; Türkiye’nin dijital piyasalarda ürün güvenliği kapasitesini güçlendirecek somut araçlara odaklandığını gösteriyor. İlk yılda yürütülen mevcut durum analizi, paydaş istişareleri, çalışma ziyaretleri ve Strateji ve Eylem Planı, proje için sağlam bir uygulama zemini oluşturuyor.
Önümüzdeki dönemde bu zeminin en kritik bileşenlerinden biri, çevrim içi satışa sunulan ürünlerin daha etkin izlenmesine destek olacak dijital sistemin test edilmesi ve yaygınlaştırılması olacak. Yapay zekâ ve veri analiziyle desteklenen bu yapı, PGD kuruluşlarının daha hızlı, hedefli ve risk temelli kararlar almasına katkı sağlayarak Türkiye’yi e-ticarette ürün güvenliği alanında daha ileri ve örnek gösterilebilecek bir konuma taşıma potansiyeli taşımaktadır.